<?xml version="1.0" encoding="iso-8859-9" ?> 
  <rss version='2.0' xmlns:content='http://purl.org/rss/1.0/modules/content/' xmlns:wfw='http://wellformedweb.org/CommentAPI/' xmlns:dc='http://purl.org/dc/elements/1.1/' xmlns:atom='http://www.w3.org/2005/Atom'>
    <channel>
      <title>ASMALI KÖYÜ. Yeni Makaleler</title>
      <link>http://www.asmalikoyu.com/</link>
      <docs>http://blogs.law.harvard.edu/tech/rss</docs>
      <atom:link href='http://www.asmalikoyu.com/rss/rss_a.php' rel='self' type='application/rss+xml' />
      <generator>Self-created application</generator>
      <description>Asmalı Köyü Tarihi Kültürü ve Tanıtım Sitesi</description>
      <copyright>wWw.X-iWeb.Ru</copyright>
      <language>ru-ru</language>
      <item>
        <title>Sarıkız Efsanesi </title>
        <link>http://www.asmalikoyu.com/readarticle.php?article_id=39</link>
        <guid>http://www.asmalikoyu.com/readarticle.php?article_id=39</guid>
        <description><![CDATA[Çok eski zamanlarda Güre köyünde çok güzel bir kız varmış. Bu kızı köyün bütün gençleri sever ve evlenmek isterlermiş.

 Adı Sarıkız olan bu güzel kı­zın babası ise bin bir zahmetle büyüttüğü kızını, ta­lip olan gençlerin hiç birine vermezmiş. Bunun üze­rine gençler Sarıkız'a iftira etmişler. Köylüler de Sa­rıkız'ın babasına giderek:

&quot;Kızın kötü yola saptı. Ya kızını öldürürsün ya da buralardan çekip gidersin&quot; demişler.

Düşünüp taşınan baba, kızını öldürmeye kıyamaz; ancak köylülerin yüzüne bakabilmek için Sarıkız'ı gözden uzak tutmak gerektiğini düşünür.Kızını yanına alan baba, Kazdağı'nın zirvesine çıkar ve güttükleri kazlarla birlikte kızını bırakıp geri dö­ner. &quot;Kurt kuş yerse de gözüm görmesin, yaşarsa da herkesten gizli yaşasın&quot; demiş.

Kazdağı'nda kalan Sarıkız ölmemiş ve kazlarını güt­meye devam etmiş. Hatta yolunu, izini kaybedenle­re yardımcı olmuş. Bu durum kısa zamanda babası­nın kulağına gitmiş.Kızının ölmediğini öğrenen baba, Kazdağı'na kızının yanına çıkmış. Dağda kaz çobanlığı yapan Sarı­kız, babasını görünce sevinmiş, ona yemek ikram etmiş. Yemek sırasında babası kızından su istemiş. Sarıkız elini uzatarak kilometrelerce aşağıdaki Gü­re çayından su alarak babasına vermiş. Babası kızı­nın ermiş olduğunu görünce pek sevinmiş.

Sarıkız'ın öldüğü ve bugün kabrinin bulunduğu ye­re Sarıkız Tepesi, babasının öldüğü yere ise Babate­pe veya Kartaltepe adı verilmektedir.

Başka bir efsaneye göre de delikanlının biri güzeller güzeli bir kıza aşık olmuş. Kız, evlenme şartı olarak, delikanlıdan gücünü is­patlamasını istemiş. Bu şarta göre delikanlı sırtına yüklenen tuz çuvallarını taşımak zorundadır. Deli­kanlının sırtına tuz çuvalları yüklenmiş. Yamaçtan tırmanırken çuvallar dengesini kaybetmiş ve deli­kanlı yuvarlanarak göle düşmüş. Tuzlar ıslandıkça çuvallar ağırlaşmış ve delikanlıyı suyun derinlikleri­ne çekmiş.Köy halkı bu acıya sebebiyet verdiği için kıza öfke­lenmişler. Ona yumurtalar atmışlar. Sarı Kız adı da buradan kalmış.

Öfkeleri yatışmayan köylüler babasına giderek kızı­nı şikayet etmişler ve onu yok etmesini istemişler. Babası yumurtalara bulanmış kızını alıp tepeye çık­mış. Kızını öldürmeden önce abdest alıp namaz kıl­mak isteyen baba kızından su bulmasını istemiş. Kız delikanlının boğulduğu gölün suyundan getirmiş. Su tuzlu olduğu için babası yeniden tatlı su bu­lup getirmesini istemiş. Bunun üzerine kız ayağını yere vurmuş, o anda yerden bir kaynak suyu fışkır­maya başlamış. Durumu gören babası kızının ermiş olduğunu anlamış ve onu öldürmekten vazgeçmiş. Kimsenin zararı dokunmasın diye de suyun etrafını taş duvarla çevirmiş.

Kaz dağlarının zirvesindeki bu kaynak, bugün hala yörede şifalı olarak bilinmektedir. Ayrıca hem Sarı­kız'ın, hem de babasının öldükleri yerler kutsal sa­yılmaktadır. Babasının öldüğü ve bugün kabrinin bulunduğu kabul edilen yere Kartaltepe veya Baba­tepe; Sarıkız'ın kabrinin olduğu tepeye ise Sarıkız Tepesi adı verilmektedir.

Kazdağı'nın zirvesinde bulunan Sarıkız'ın kabri bu­gün de yöre halkı tarafından ziyaret edilmektedir. Her yıl 14-16 Temmuz tarihleri arasında Akçay' da yapılan Zeytin Festivali'nde Sarıkız da temsil edil­mektedir. Ayrıca Sarıkız'ın kabri başında herkesin dileğini yazabildiği büyük bir dilek defteri bulun­maktadır.

&lt;img src='http://img75.imageshack.us/img75/4126/suc55975vx0.jpg' style='margin:5px' align='left' /&gt;]]></description>
        <pubDate>Sat, 05 Jun 2010 01:07:17 +0300</pubDate>
        <category>Hikayeler</category>
      </item>
      <item>
        <title>GÖREBİLMEK</title>
        <link>http://www.asmalikoyu.com/readarticle.php?article_id=38</link>
        <guid>http://www.asmalikoyu.com/readarticle.php?article_id=38</guid>
        <description><![CDATA[Görebilmek 

Adamın biri, ilk defa gittiği küçük bir kasabada şaşkın şaşkın gezindikten sonra yol kenarında duran bir arabanın yanına sokulmuş ve arka koltukta tek başına oturan çocuğa :

- Buraların yabancısıyım demiş. Parkın hemen yanıbaşındaki fırını arıyorum, çok yakın olduğunu söylediler.

Çocuk, arabanın penceresini iyice açtıktan sonra :

- Ben de buraya ilk defa geliyorum demiş. Ama sağ tarafa gitmeniz gerekiyor herhalde.
Adam, çocuğun da yabancı olmasına rağmen bunu nasıl anladığını sormuş ister istemez.

- Ihlamur çiçeklerinin kokusunu duymuyor musunuz? diye gülümsemiş çocuk. 
Kuş cıvıltıları da oradan geliyor zaten.

- İyi ama, demiş adam, bunların parktan değil de tek bir ağaçtan gelmediği ne malûm ?

- Tek bir ağaçtan bu kadar yoğun koku gelmez, diye atılmış çocuk. Üstelik, manolyalar da katılıyor onlara. Hem biraz derin nefes alırsanız, fırından yeni çıkmış ekmeklerin kokusunu duyacaksınız.

Adam, gözlerini hafifçe kısarak denileni yaptıktan sonra, teşekkür etmek için döndüğünde farketmiş çocuğun kör olduğunu.

Çocuk ise, konuşurken bir anda sözlerini yarıda kesmesinden anlamış, adamın kendisini farkettiğini.

Işığa hasret gözlerini ondan saklamaya çalışırken:
- Üç yıl önce bir kaza geçirmiştim, demiş, görmeyi o kadar çok özledim ki. Sizinkiler sağlam öyle değil mi?

Adam, çocuğun tarif ettiği yerde bulunan fırına yönelirken:
- Artık emin değilim, demiş. Emin olduğum tek şey, benden iyi gördüğündür.
]]></description>
        <pubDate>Sun, 25 May 2008 23:35:43 +0300</pubDate>
        <category>Hikayeler</category>
      </item>
      <item>
        <title> DOST MUSUN?</title>
        <link>http://www.asmalikoyu.com/readarticle.php?article_id=37</link>
        <guid>http://www.asmalikoyu.com/readarticle.php?article_id=37</guid>
        <description><![CDATA[dost musun? 
Öyleyse canın canımdır... 
Aynan olmalıyım... 
Yüzüne söyleyebilmeliyim her şeyi... 
Hem sakınmadan, mertçe... 
Hani bilirsin, esirgemem lâfımı, 
Ne şekil gelirse, öylece... 
Hazırım tüm içtenliğimle konuşmaya, ama, 
Seni de dupduru isterim karşımda... 
Dostsan, 
Gözlerimin içine baka baka yaka silk benden! 
Arkamdan şikayetlenme! 
Yiğit ol! Gerekirse yiğitçe azarla, çekinme! 
Lâf değil, icraat beklerim senden! 
Öyle bak ki, hislerini görebileyim... 
Öyle hisset ki, güvenle bakabileyim... 
Sevmem, ölenin ardından ağıt yakmayı! 
Dil dönerken söylenmeli her şey... 
Kulak duyarken anlatılmalı... 
Göz bakarken bakmalıyım sana... 
Can sağ iken sarılmalı... 
Keşkelere meydan vermemeli hayatım, 
Pişmanlıklarla yoğrulmamalı.... 
Hayır! 
Dirime selâm vermeyen, 
Ölüme de fazla yaklaşmasın! 
Dostsan, ölmemi bekleme! 
Haklıysam, yaşarken savun beni! 
Yaşarken yanımda ol! 
İnanmışsan bana, kimse çevirmesin seni yolundan! 
Ve inanmamışsan, sakın rol yapma! 
Her söylediğimi onaylaman şart değil... 
Her yaptığımı beğenmen de gerekmez... 
Dostsan, rahatça eleştir, fikrini rahatça söyle, sıkılma! 
Yadırgayabilirsin beni, 
Ve ben de seni tuhaf bulursam şaşırma... 
Kandırmanı aslâ kabul edemem! 
Her dediğini, her yaptığını hoş görürüm, ama, 
Beni, bana sormadan yargılama! 
Her yediğimiz aynı olmaz belki, 
Her dakikamız birlikte geçmez... 
Her güldüğünde gülmeyi garanti edemesem de, 
Ağladığında seninle birlikte oturup ağlarım... 
Belki her çağırdığında gelemem fakat, 
Derdine ortak ararsan, koşarım... 
Ben de herkes gibi insanım elbet, 
Ne göklere çıkar beni, ne de yerin dibine sok! 
Senin işin bu değil! 
Benim zaten bir yerim var herkes gibi yer ile gök arasında... 
Dostsan, 
Küçümsemeden, küfretmeden, 
Sevgiyle, saygıyla ve huzurla gel sokağıma... 
Dinlenmek istediğinde, hiç düşünme, sana özel bir limanım, 
ama... 
Yorulduğum zamanlarda, 
Dilediğimce sığınabilmeliyim koylarına... 
Seni bir çocuk kadar saf sevebilirim 
Ve bir deli kadar art niyetsiz... 
Uğruna seve seve hesabı şaşırırım... 
Görmezden gelebilirim yanlışlarını... 
Başkaları enayilik sayabilir, 
Başkaları akılsızlığıma yorabilir, 
Bunları dert bile etmem, ama, 
Sen, aslında aptal olmadığımı, 
Her an, tekrar tekrar hatırla! 
Ve sakın beni aptal yerine koymaya kalkışma! 
Seviyorsan, cimrilik etme, söyle! 
Muhabbeti varken, yokmuş gibi yapanla, 
Hiç sevmediği halde, yılışıp durana sinir olurum! 
Neyse, o olmalı insan... 
Kendisi olmaktan korkmamalı! 
Kendisi olmaktan kaçmamalı! 
Bil ki, sensin diye seni bırakmam, ama, 
Ben olduğum için bırakırsan beni, 
Yas da tutmam arkandan! 
Bedel mi? 
Ödemeyeceksen çıkma yola! 
İçten pazarlık edersen, ancak kendine edersin... 
Kendince küser barışır, kendi kendini yersin! 
Dostsan, mevsimince yağ... 
Kışsan kar ol, güzsen yağmur... 
Soğuğuna, sıcağına, esip savurmana itiraz etmem, 
Senden, ille de bahar olmanı beklemem, ama, 
Dayanmalısın en şiddetli fırtınalarıma... 
Belki de çok geldi bunca talep... 
Bana karşı hiçbir mecburiyetin yok, korkma... 
Sana fazla geldiğim ilk anda, 
Arkana hiç bakmadan, dönüp gidebilirsin... 
Geçip gidebilirsin,borçluluk hissetmeden... 
Mutlaka bir açıklama da beklemem senden, ama, 
Gitmeye davranırsam bir gün, 
Sen de karşımda set olma! 
Dost musun? 
Öyleyse, canın canımdır, 
Yoluna baş koymaya hazırım ya, 
Başını da yollarımda isterim, unutma!

]]></description>
        <pubDate>Thu, 31 Jan 2008 21:00:32 +0200</pubDate>
        <category>Şiirler</category>
      </item>
      <item>
        <title>Asmalı'nın insanları</title>
        <link>http://www.asmalikoyu.com/readarticle.php?article_id=36</link>
        <guid>http://www.asmalikoyu.com/readarticle.php?article_id=36</guid>
        <description><![CDATA[                 ASMALI'NIN İNSANLARI



ASMALI'NIN BEBEKLERİ,
DÜNYAMIZIN MELEKLERİ.

ASMALI'NIN ÇOCUKLARI,
GELECEĞİN UMUTLARI.

ASMALI'NIN GENÇLERİ,
İNANÇDIR TEK REHBERLERİ.

ASMALI'NIN KIZLARI,
TÜM DÜNYANIN YILDIZLARI.

ASMALI'NIN ERKEKLERİ,
ÇOK CESURDUR YÜREKLERİ.

ASMALI'NIN ANALARI,
GÜÇ VERİR HEP DUALARI.

ASMALI'NIN BABALARI,
ONLAR KURAR YARINLARI.

ASMALI'NIN NİNELERİ
UNUTULMAZ DEĞERLERİ.

ASMALI'NIN  DEDELERİ,
TARİH YAZDI ÜNLERİNİ.

ASMALI'NIN İNSANLARI,
İNSANLIĞIN GERÇEK YANI.]]></description>
        <pubDate>Fri, 25 Jan 2008 19:12:34 +0200</pubDate>
        <category>Şiirler</category>
      </item>
      <item>
        <title>kendini kandırmak</title>
        <link>http://www.asmalikoyu.com/readarticle.php?article_id=35</link>
        <guid>http://www.asmalikoyu.com/readarticle.php?article_id=35</guid>
        <description><![CDATA[  Kendimi kandirmaktan yoruldum...Hep senin hakli oldugun yalanina tutunmak artik
zor geliyor bana. 
  'Ben yanlis anladim...Hayir,sen oyle yapmak istemedin. 
Tamam,suclu bendim.Sen haklisin,sen sucsuzsun,sen masumsun. 
sen...sen...sen...' 
  Ya ben...! 
Her yanlisinin ardindan dogrularini arayan,onlarla avunan ben,kendini haksiz bulup
kahrolan,kendini gecelere vuran ben... 
Ama yinede nerdeyse bundan mutluluk duyan gene ben.Tekrar tekrar ayni aciyla
yanan,her aciyla birkez daha asIk olan hep ben... 
  Bunlari yazmasi kolay da,tasimasi oyle kolay degil.Her babayigidin,her asigim
diyenin cekecegi dert degil... 
Iste ben bu cesaretle,bu koskoca sensizligi yenmeye calisiyorum...Gozlerimden
oteyken bile ozlerken tenini,gonlumden ote atiyorum tum hislerimi... 
  Eskiden... 
Verdigin aciya bile raziydim.O ; ayri bir haz,ayri bir paylasimdi.Icimde kipir kipir
bir umut vardi. 
Zaman zaman aklimi karistirip hayallerime oturttugum sen,sonra hicbirsey olmamis
gibi davranip sessizce ama ardinda derin sancilar birakarak yokediyordun herseyi... 
Biliyor musun...gitmelerine bile alismistim artik! 
  Simdi... 
Dayanamaz oldum bu yurek sancilarina,artik kaldiramiyor bedenim,senin ugruna olsada... 
Senin ugruna ama senden habersiz,ama sensiz...Senin hayallerin
baskayken,hayallerimin bir parcasi yapamiyorum artik seni... 
  Gucsuz de...yapamadi,pes etti de...yoruldu,gitti de... 
Inan son kez dayiyorum basimi omzuna, 
Inan son kez bakiyorum boyle icten sana, 
Ve inan son kez agliyorum ugruna...
   
  Uzakmavi..
]]></description>
        <pubDate>Fri, 18 Jan 2008 19:41:41 +0200</pubDate>
        <category>Hikayeler</category>
      </item>
      <item>
        <title>Aşk,dostluk ve güven</title>
        <link>http://www.asmalikoyu.com/readarticle.php?article_id=34</link>
        <guid>http://www.asmalikoyu.com/readarticle.php?article_id=34</guid>
        <description><![CDATA[Bir zamanlar üç arkadas varmis... Ask, Dostluk ve Güven... Üçü birarada oldumu harikaymis hersey... Gün gelmis askin isi çikmis... Eh meslek bu kolay mi? Ama dostlarindan ayrilmadan önce söz vermis onlara.
Beni özlediginizde gelin demis; uzaklarda olmayacagim. Nerde gözleri arzuyla
dolu birbirlerine bakan bir çift görürseniz ben ordayim. Ve ayrilmis yanlarindan...
Peki demis Dostluk Güvene; madem öyle ben de yoluma düseyim...
Görev çagirir... Ama merak etme, nerde birlikte aglayan iki insan görürsen iste beni orada bulursun...

Güven agzini açmis veda etmek için ama Dostluk ayrilmis arkadasinin yanindan onun son sözünü dinlemeden... Ve gitmis uzaklara...
Güven sessizce içinden geçirmis elinde olmadan... &quot;Beni kaybederseniz,bir daha asla bulamazsiniz...&quot;]]></description>
        <pubDate>Fri, 11 Jan 2008 23:42:35 +0200</pubDate>
        <category>Hikayeler</category>
      </item>
      <item>
        <title>Adı Yok</title>
        <link>http://www.asmalikoyu.com/readarticle.php?article_id=33</link>
        <guid>http://www.asmalikoyu.com/readarticle.php?article_id=33</guid>
        <description><![CDATA[Bir yaza daha yalnız giriyorum
Onca kalabalığın arasında,
Bir sevgiden mahrum, bir sevgiliden uzak
Bir benden uzak, bir ölüme yakın.

İnsanlar var çevremde neşeli
İnsanlar var çevremde sevgili
Birde ben varım, ne neşeli, ne sevgili
Yalnızlıktır benim sadık dostum.

Hani uyanırsın sabaha aklında yarin
Düşünürsün derince sevgini, sevgilini
Yalnız kalınca anlarsın değerini
Ve yalnız kalınca seversin her şeyden çok.

Bir yaza daha yalnız uyandım
Yalnız kahvaltı yaptım
Yalnız! gece gibi, çaresiz,umutsuz ve mutsuz
Yalnızlıktır benim sadık dostum.]]></description>
        <pubDate>Sat, 29 Dec 2007 00:05:17 +0200</pubDate>
        <category>Şiirler</category>
      </item>
      <item>
        <title>önyargı</title>
        <link>http://www.asmalikoyu.com/readarticle.php?article_id=32</link>
        <guid>http://www.asmalikoyu.com/readarticle.php?article_id=32</guid>
        <description><![CDATA[   Bir bilge ye sormuşlar: 
 efendim,dünyada en çok kimi seversiniz?
 terzimi severim, diye cevap vermiş.
 Soruyu soranlar şaşırmışlar:
 aman üstad,dünyada sevecek okadar insan varken terzide kim oluyor?o da nereden çıktı?neden terzi?
Bilge bu soruyada şöyle cevap vermiş:
Dostlarım, evet ben terzimi severim.Çünkü ona her gittiğimde,benim ölçümü yeniden alır.Ama ötekiler öyle değildir.Bir kez benim hakkımda karar verirler,ölünceye kadar da , beni hep aynı gözle görürler.]]></description>
        <pubDate>Fri, 30 Nov 2007 22:13:49 +0200</pubDate>
        <category>Hikayeler</category>
      </item>
      <item>
        <title>Yapılan iyiliğin sonucu nedir ?</title>
        <link>http://www.asmalikoyu.com/readarticle.php?article_id=31</link>
        <guid>http://www.asmalikoyu.com/readarticle.php?article_id=31</guid>
        <description><![CDATA[Bir kurdu avcılar fena halde sıkıştırmıştır. Kurt ormanda oraya buraya kaçmakta, ancak peşindeki avcıları bir turlu ekememektedir.
Canini kurtarmak için deli gibi koşarken bir köylüye rastlar. Koylu elinde yabasıyla tarlasına girmektedir. Kurt adamın önüne çöker ve yalvarmaya baslar:
&quot;Ey insan ne olur yardım et bana, peşimdeki avcılardan kaçacak nefesim kalmadı, eğer sen yardım etmezsen biraz sonra yakalayıp öldürecekler.&quot;
Koylu bir an düşündükten sonra yanındaki boş çuvalı acar, kurda içine girmesini söyler. Çuvalın ağzını bağlar, sırtına vurur ve yürümeye devam eder. Birkaç dakika sonra da avcılara rastlar.
Avcılar köylüye bu civarda bir kurt görüp görmediğini sorarlar,koylu &quot;görmedim&quot; der ve avcılar uzaklaşır. Avcıların iyice uzaklaştığından emin olduktan sonra koylu sırtındaki torbayı indirir, ağzını acar, kurdu dışarı salar.
&quot;Çok teşekkür ederim&quot; der kurt, &quot;Bana büyük bir iyilik yaptın&quot;
&quot;Önemli değil&quot; der koylu ve tarlasına gitmek üzere yürümeye baslar. &quot;Bir dakika&quot; diye seslenir kurt: Çok uzun zamandır bu avcılardan kaçıyorum, çok bitkin düştüm, açım, kuvvetimi toplamam için bir şeyler yemem lazım ve burada senden başka yiyecek bir şey yok.&quot;
Köylü bağırır: &quot;Olur mu, ben senin hayatini kurtardım.&quot;
&quot;Yapılan iyiliklerden, verilen hizmetlerden daha çabuk unutulan bir şey yoktur&quot; der kurt.
&quot;Ben de kendi çıkarım için senin iyiliğini unutmak ve seni yemek zorundayım.&quot;
Bir sure tartıştıktan sonra, ormanda karşılarına çıkacak olan ilk üç kişiye bu konuyu sormaya ve ona göre davranmaya karar verirler.
Karşılarına önce yaslı bir kısrak çıkar. &quot; Ne vefası &quot; der kısrak, &quot;
Ben sahibime yıllarca hizmet ettim, arabasını çektim, taylar doğurdum, gezdirdim. Ve yaşlanıp bir ise yaramadığımda beni böylece kapıya kovdu... &quot;
Bir sıfır öne gecen kurt sevinirken bir kopeğe rastlarlar. &quot;Ben hizmetin değerini bilen bir efendi görmedim&quot; der kopek, &quot; Yıllardır sadakatle hizmet ederim sahibime koyunlarını korurum, yabancılara saldırırım, ama o ben her gün tekmeler, sopayla vurur...&quot;
Kurt köylüye döner, &quot;iste gördün&quot; der. Koylu de son bir çabayla &quot;Ama üç diye konuşmuştuk, birine daha soralım, sonra beni ye&quot; diye cevap verir.
Bu kez karsılarına bir tilki çıkar. Başlarından geçenleri,tartışmalarını anlatırlar. Tilki hep nefret ettiği kurda bir oyun oynayacağı için keyiflenir. &quot;
Her şeyi anladım da&quot; der tilki &quot;Bu küçücük torbaya sen nasıl sığdın ?&quot;
Kurt bir şeyler söyler, tilki inanmamış gibi yapar: &quot;Gözümle görmeden inanmam...&quot; işin sonuna geldiğini düşünen kurt torbaya girer girmez, tilki köylüye işaret eder ve koylu torbanın ağzını sıkıca bağlar. Koylu eline bir tas alır ve &quot;Beni yemeye kalktın ha nankör yaratık&quot; diyerek torbanın içindeki kurdu bir sure pataklar. Sonra tilkiye döner&quot; Sana minnettarım beni bu kurttan kurtardın&quot; der.
Tilki de &quot;Benim için bir zevkti&quot; diye cevap verir. O an koylunun gözü tilkinin parlak kürküne takılır, bu kurku satarsa alacağı parayı düşünür ve hiç beklemeden elindeki taşı kafasına vurup tilkiyi oldurur.
Sonra da torbanın içindeki kurdu ayağıyla dürter:
&quot;Haklıymışsın kurt, yapılan iyilikten daha çabuk unutulan bir şey yokmuş...&quot;
]]></description>
        <pubDate>Thu, 29 Nov 2007 17:06:36 +0200</pubDate>
        <category>Hikayeler</category>
      </item>
      <item>
        <title>sevgi</title>
        <link>http://www.asmalikoyu.com/readarticle.php?article_id=30</link>
        <guid>http://www.asmalikoyu.com/readarticle.php?article_id=30</guid>
        <description><![CDATA[Mahkeme salonunda,80 yaşlarındaki yaşlı çiftin durumu içler acısıydı.
 Adam inatçı bakışlarla,suskun ninenin aglamaktan iyice çukurlaşmış gözlerini ve bıkkın bakışlarını süzüyordu.
 Hakim tok sesiyle yaşlı kadına anlat teyze dedi.
 Neden boşanmak istiyorsun?
 yaşlı kadın,derin bir nefes aldıktan sonra,kısık sesiyle konuşmaya başladı.
 Bu herif yetti gayri,50 yıldır bezdirdi beni hayattan...
 Sonra uzunca bir süre sessizlik hakim oldu.Çok sayıda gazeteci izliyordu bu ilginç davayı.Yaşlı kadının gözleri doldu, devam etti.
 -Bizim bir sedef çiçegimiz vardı çok sevdigim.O bilmez 50 sene önceydi.o çiçegi bana verdigi çiçekler arasından kopardıgım yaprağı tohumlamıştım,öyle büyüttüm.Yavrumuz olmadı onları yavru bildim.Birsüre sonra çiçek kurumaya başladı.O zaman adak adadım;Her gece güneş dogmadan önce,bir tas suyla sulayacağım onu diye...İyi gelir dediler.50 yıl oldu, bu herifbir gecede kalkıp bir gecede ben sulayayım demedi.Taaki geçen geceye kadar ;O gece taakatim kesilmiş uyuyakalmışım. 
  Ve sözlerini şöyle bağladı yorgun yorgun:
 -Ben böyle bir adamla 50 yıl geçirdim.Hayatımı ,umudumu,herşeyimi verdim.Ondan hiçbirşey gormedim.Bir kerecik olsun,benim bildiğim görevlerden birisini yapmasını bekledim.Onsuz daha iyiyim , yemin ederim.
 Hakim bu kez yaşlı adama dönüp diyeceğin birşey varmı baba dedi?
  Yaşlı adam o ana kadar suçlanmışlığın verdiği utangaçlıkla tane tane konuştu:
 -Askerliğimi reisicumhur Köşkünde bahçıvan olarak yaptım.O bahçenin ,görkemli görünümüyle büyümesi için emeklerimi verdim.Fadime mide orda tanıdım.Sedef çiçeklerinide...Ona en güzel çiçeklerden buketler verdim.İlk evlendiğimiz günlerden birinde,boyun ağrısı nedeniyle, onu hekime götürdüm.Hekim çok uzun süre uyanmadan yatarsa;boynundaki kireç sertleşir,kötüleşir dedi.Her gece uykusunu bölüp uyanarak, gezinmesini istedi.Hekimi pek dinlemedi bizim hatun.Lafım geçmedi.O günlerde,tesadüf bu çiçek kurumaya yüz tutu.Bende ona ,gece çiçek sularsan geçer dedim.Adak dilettim.Her gece onu uyandırıdm ve onu seyrettim.Osevdigim kadını,yavrusu bildiği çiçekleri sularken seyrettim.Her gece,oçiçek ben oldum sanki...
  O yaştaki adamdan beklenmeyecek ifadelerele Her gece o yattıkta sonra uyandım.Saksıdaki suyu boşalttım.Sedef çiçeği,gece sulanmayı sevmez,hakim bey.Geçen gecede,yaşlılık işte.Bende uyanamadım,uyandıramadım.Çiçek susuz kalırdı ama kadınımın boynu yine azabilirdi.Suçlandım,sesimi çıkartamadım.
O anada gazetecilerde dahil mahkeme salonundaki herkes ağlıyordu...]]></description>
        <pubDate>Mon, 12 Nov 2007 23:57:37 +0200</pubDate>
        <category>Hikayeler</category>
      </item>
    </channel>
  </rss>

